Köyümüzün en önemli geçim kaynaklarından biri büyükbaş hayvancılıktır.Büyükbaş hayvancılık ahırlarda yapılmakta olup mera hayvancılığı yoktur.Hayvanlarımız gübresi eskiden yola çıkarır orada kurdu.Samandağ’dan ve çevre beldelerden gelen vataşdaşlarımız bu gübreleri alır ve bir nebze aile ekonomimize katkı sağlardı.Ama son yıllarda gübreler satılmamaya başladı.Bahçelerimizde gübreyi kullanmamaya başladık .Gübreyi ahırdan başka taşımak bayağı bir zahmetli bir iş o yüzden yorulmadan başka çareler bulmak lazım.Ahırlarımız yanından yakınından bir dere veya su arığı geçmektedir.Batıayaz’da su çok .Ne yapalım bu gübreyi arığa veya dereye verelim su götürsün ben yorulmadan zahmet çekmeden ahırı temizleyim.Zaten bu dere aşağıda nehirle birleşiyor oradan denize ulaşıyor.Deniz zaten büyük bizim gübreyi göstermez deniz her şeyi yok eder .Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ahıra boru döşemiş şimdi çok rahat izdivaç programlarını da kaçırmıyor.Bende boruyu alıp ahırıma döşeyeceğim bende rahat edeceğim.Boruyu hırdavatçılardan aldım dereye kadar ulaşacak şekilde döşedik mi gübreyi de borunun ağzına verdik mi su ile beraber denize gider ben de rahat ederim.Oysa o gübrenin su kaynaklarımızı kirlettiğinin farkında değil miyiz?Eskiden anne babalarımız derelerden ve su arıklarından kana kana su içerken , şimdi su arıklarından ve derelerden su içebiliyor muyuz?Bırakı içmeyi ayaklarımızı bile içine koyabilir miyiz?
Bir Kızılderili atasözü şöyle der:”Biz bu doğayı atalarımızdan değil çocuklarımızdan miras aldık.” Peki biz bu çocuklarımıza ne bırakacağız…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder